->
Ahmet Hamdi Tanpınar Beş Şehir’inde bize birbirinden ayrı beş dünyayı anlatmıştır.İstanbul,Ankara,Bursa,Konya ve Erzurum.Tanpınar, bu şehirleri doğal, tarihsel ve kültürel dokusuyla anlatıyor.Bizleri şehirlerin dışından içine ve içinden dışına doğru kültürel yolculuğa çıkarıyor.Beş şehrin asıl konusu kaybolan şehirlerin ardından duyulan üzüntü ve yeniye karşı beslenen iştiyâktır. İlk bakışta çatışır gibi görünen bu iki duyguyu sevgi kelimesinde birleştirebiliriz.
Her şeyde olduğu gibi bütün şehirlere ve İstanbul’a bakmanın da değişik tarzları vardır.Tanpınar şehri, tarihi, coğrafyası, mimari eserleri, folklor zenginlikleri ve en önemlisi toplumsal değişmeleri ile ele almıştır.İstanbul’un geçmişteki hallerini ve bugünkü hallerini anlatmış, bizim bunları karşılaştırarak değişimleri daha rahat görmemizi sağlamıştır. İstanbul’u anlatırken orada yaşayan insanların yaşam stillerini, yaşayış tarzlarını, örf ve âdetlerini, halka mâl olmuş kişilerini, şehri alabilmek için katlanılan güç durumları anlatarak şehri bir nesne olarak değil yaşayan bir varlık olarak ele almıştır. Tanpınar, tanzimatın İstanbul’a başka bir gözle baktığını söylüyor.O,bu şehirde, iki medeniyeti birleştirerek elde edilecek yeni bir terkibin potasını görüyordu. Her şehir nesilden nesile değişiyordu ama İstanbul’un değişmesi farklı olmuştu.1908 ile 1923 arasındaki on beş yılda o eski hüviyetinden tamamıyla çıktı. Meşrutiyet inkılâbı, üç büyük muharebe birbiri üstüne olan bir yığın küçük, büyük yangın, mâlî sıkıntılar,imparatorluğun tasfiyesi, yüzyıldır eşiğinde başımızı kaşıyarak durduğumuz bir medeniyeti nihayet 1923’te olduğu gibi kabullenmemiz onun eski hüviyetini tamamıyla giderdi. İstanbul yepyeni bir kimliğe büründü.
Tanpınar, eserinde ağırlıklı olarak İstanbul’un eski hallerinin üzerinde durmuştur. Çocukluğunda sınıf ayrımı olmadan zengin-fakir herkesin birlikte eğlendiğini,mehtap sefalarına, kağıthane alemlerine, çamlıca gezintilerine, boğaz eğlencelerine beraber gidildiğini anlatıyor. Bir yandan iktisadî şartların değişmesi, öbür yandan bu zevklerin kalmaması, dışarıdan gelen yeni modanın ve hasretin her gün bizi birbirimizden biraz daha ayırması eskiye karşı duyulan haksız bir yığın tepki, İstanbul’u bütün halkın beraberce eğlendiği bir şehir olmaktan çıkardı.
İstanbul sadece Mimar Sinan’ın inşâ ettiği o mimari yapılarla değil, içinde yaşayan ünlü kişileriyle, değişen çevresiyle, olağanüstü manzaralarıyla bir tabiat çerçevesidir. Adetâ bir tiyatro sahnesidir.
Beş Şehir, asla bir gezi kitabı değildir. Her ne kadar şehirler incelenmiş olsa da; şehirlerle beraber insanlar,yaşam tarzları da ile doludur. Bu beş şehirle birlikte bütün bir geçmiş incelenmiş, yeri gelince tenkit edilmiş, yeri gelince övülmüştür.
Okuyanı derinden etkileyen Beş şehrin üslubuna ne kadar zor olursa olsun,geçmişimizden ders alıp da geleceğimizi daha sağlam temellere oturtmak istiyorsak; başvurabileceğimiz kaynaklardan birisi de Beş Şehir olmalıdır.
Kendi Düşüncem:
Eser Ahmet Hamdi’nin denemeleri üzerine kurulmuÅŸ ve her birinde farklı ÅŸehirlerin anlatıldığı, betimlemelerin ağırlıklı olarak kullanıldığı ve okuyucuya adeta anlattığı ÅŸehirlerde geziniyor, tarih kokusunu içinde hissediyor havası veren önemli eserlerimizdendir.
|
|
Bunlara da bir göz atın:
|
-
Işılar 22 Mart, 2008 , 12:07 am

