92 yılı,karlı bir kış günü

Dünyaya boynuna kadar borçla gelen masum bir yavru daha

Statüsü ne olacaktı acaba?

Düşündüğünde kendini on beş yıl sonunda

Aristokrat da değil kara kutu kölesi de

Aslında statüler çok farklı,uçurumlar göz alabildiğine

Ortalarda bir statü hem de öyle orta ki Araf’tayım sanki

Günahlarımın yarısı sevaplarımın yarısına eşit

Celladımın son kararımı vermesini bekliyorum

Belki insaflıdır sandalyemi çekecek kara gözlü katil

Hüzünlüyüm,bir dansçı mıydım diye düşünüyorum ilk hayatımda?

Statüsüz ama mutlu o, ben değilim Araf’ta kalmış

Bir yanda düşmanlarımı bir yanda onu görüyorum

O bana uzaktan bakıyor

Gözbebeklerine bakıp yalan söylemediğini anlamak isterdim

Bir gün aşk ile gözlerine baktığımda

Onun,gözlerimde ne buluyorsun dediğini düşünmeden…

Arada kalmak, iki duvar arasında

Ezileceğim sanki,John pestilimden kendine yeni bir yüz yapacak belki

Çok zor,büyümek,ortada kalmak,üstten ve alttan zevk alamamak…

Bir arsam olacak ileride,bin metrekare

Dört yüz metrekaresi belediyeye,hayrına

Gerisinde de orta statüyü şayet bulabilirsem mangal partisine davet edeceğim

İnsan statü atlayabilir mi bilmiyorum kasttan sonra?

Belki de insanlar bir statüyle doğar ve ölürler

Bilmiyorum üzgün bir sıfırım.Ne işe yarıyorum acaba?

Arkadaşlarım beni seviyorlar genelde ama bunları onlara anlattığımda karşılar bana

Ama bilmiyorum özgüvensiz üzgün sıfırım

Sadece bilmiyorum bilip de gösteremiyorum.Ben neyim bu bilinmez istasyonda…

Söyleyin!Söylesenize!Neyiz biz?Yine bilmiyorum yine…

Güzel öğütler alıyorum hem ezik ve mutlu hem de yüksek ve gururlu kişilerden

Dinliyorum,kafa sallıyorum,onaylıyorum,yaşayan bilir diyorum

On beÅŸinci senemde sevinemiyorum doÄŸduÄŸuma

Sahte gülücükler annemin mutlu olması adına

Amaçsızım

Sorun burada galiba.

ÜZGÜN SIFIR’DAN SAYGILARLA