->
Sokak çocukları, tüm Türkiye’nin olduğu gibi Bursa’nın da şahit olduğu bir kanayan yara, toplumun bir insanlık ayıbına ne kadar kayıtsız olduğunun adeta kanıtları onlar.
Birçoğu madde bağımlısı, uyuşturucuyla arkadaşlar. Bulamadıklarında tinerle, baliyle yaşadıklarından ve sevgiden uzaklaşıyorlar. Sorumlusu olmadıkları , tamamen toplumdan , ailelerinden kaynaklanan suçlardan müebbeden sokaklara mahkum edilmişler.
Plansızca sanayileşen, göç önlemleri ve buna bağlı eğitim politikaları hayata geçirilmemiş olan Bursa’mızda, hızla artan sayıları ile sokaklarımızı hayallerine boyuyorlar.
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nun, Bursa Devlet Hastanesi’nde açtığı klinik, uzman personel yetersizliği ve fiziki koşullar nedeniyle işlev göremez olmuş.* Onları topluma kazandırmanın bedeli bir doktor, bir klinikse ; üç kuruşluk memur maaşının bedeli ödenmemiş. SHÇEK üstesinden gelememiş, sivil toplum örgütleri de terk etmiş onları hayat hikayelerinin esrar kokusuna…
On iki yaşındaki iki sokak çocuğunun Bursa’da uyuşturucu komasına girmesinden sonra açıklama yapmış, Bursa Sokak Çocukları Koruma ve Geliştirme Derneği Başkanı, demişki “Bu çocuklar yapıştırıcı,ecstasy ve esrar içiyor. Tedaviyi kabul etmiyorlar bu yüzden de topluma kazandırılamıyorlar.**”
Unutmamalıyız ki, sokak çocukları bu maddeleri isteyerek kullanmıyorlar. Onlar Atm köşelerinde yatarken unuttukları çocukluklarını, hayatlarındaki sevgi ve şefkat boşluğunu bu maddelerle doldurmaya çalışıyorlar. Onları ,rehabilitasyona ikna etme misyonu edinmiş kurumların; benzeri umutsuz, pes etmiş açıklamalar yapması ne kadar savunmasız ve çaresiz olduğumuzu gösteriyor.
Biz Bursalılar , eğer bir sokak çocuğu , bir tinerci genç gördüğümüzde yolumuzu değiştiriyorsak; onlarla değil sohbet etmek, oradan uzaklaşmak istiyorsak, toplum olarak bir kere durup düşünmeliyiz.
Çocuklarımızı, sokaklardaki soğuk betonlara terk ettiren nedenleri , ve aralarına yenilerini ekleyebilecek zaaflarıyla eğitim sistemimizi gözden geçirmeliyiz.
Bursalılar olarak onları suça ve madde istismarına götüren yanlışlarımızı düzeltebilirsek, sivil toplum örgütleriyle ele ele verip bu insanlık tragedyasını durdurabilsek, her şeyden önce Bursa olarak Türkiye’ye örnek olabilir, ülkemizdeki bu iç kanamayı durdurabiliriz.
Kağan ŞEN
(*)http://www.shcek.gov.tr/hizmetler/Sokakta_Yasayan_Calisan_Cocuklar/iller_esgudum.asp
(**)http://www.hurriyet.com.tr/gundem/6155292.asp?m=1
|
|
Bunlara da bir göz atın:
|
-
Tansu 19 Mart, 2008 , 10:08 pm
-
Derya Yöndem 28 Nisan, 2008 , 6:29 pm

