Nazım Hikmet Ran (1902-1963)
             Selanik’de doÄŸmuÅŸtur (1902). İlköğrenimini İstanbul’da Göztepe TaÅŸmektep, Galatasaray Lisesi ilk bölümü (1914), NiÅŸantaşı Numune Mektebi’nde tamamlamış, orta öğrenimi ise, daha 12 yaşında iken yazdığı “Bir Bahriyelinin AÄŸzından” adlı bir ÅŸiirini dinleyip çok beÄŸenen Bahriye Nazırı Cemal PaÅŸa’nın öğüdü üzerine geçtiÄŸi Heybeliada Bahriye Mektebi’nda yapmıştır (1918). Nazım Hikmet Bahriye’yi bitirdikten sonra Hamidiye [...]

Nazım Hikmet Ran

Fransızce “Censure” kelimsesinden dilimize geçen ve “sıkı denetim” anlamına gelen bü sözcük, acaba günümüzde yeterince layıkıyla kullanılıyor mu?
Sansür hakkında bir çok tartışma var aslında.. İnsanlar bu konuda ikiye bölünmüş durumdalar.. Bu konuyu araştırırken işte bu iki kutuplaşmanın fikirlerini göstermesi amacıyla iki örnekle devam ediyorum..
ilk grup: Sansürün gerekli bir şey olduğunu ileri sürenler.. Özet olarak diyorlar [...]

Sansür

1902′de doÄŸdum
doğduğum şehre dönmedim bir daha
geriye dönmeyi sevmem
üç yaşımda Halep’te paÅŸa torunluÄŸu ettim
on dokuzumda Moskova’da komünist Üniversite öğrenciliÄŸi
kırk dokuzumda yine Moskova’da Tseka-Parti konukluÄŸu
ve on dördümden beri şairlik ederim
kimi insan otların kimi insan balıkların çeşidini bilir
ben ayrılıkların
kimi insan ezbere sayar yıldızların adını
ben hasretlerin
hapislerde de yattım büyük otellerde de
açlık çektim açlık gırevi de içinde ve tatmadığım yemek [...]

Otobiyogrofi-Nazım HİKMET

Bu sokaklarda,sessiz,yarı huzurlu sokaklarda
Gece vakti,rüzgarın tenimi okşadığı saatlerde
Işıkların gözümü aldığı,kaldırım taşlarının bana eşlik ettiği saatlerde
Arkamdaki yarı huzursuzlukla birlikte vatan hainine(!) üzülüyorum
O halen vatan hainiydi onlara göre
Konuşun,saçmalayın yakın ışıkları ışıklar sönünceye kadar
Sonra bırakın da düşünen insan,düşleyen insan alsın yerinizi
…tirin gidin vatan hainleri!
Olmaz,gönlüm el vermez
Siz kalın da sizi bu hale getirenler uzaklaşsın memleketimden
Başka ülkeye mi kaçsınlar,sürgün [...]

Salıverin Kuşları

92 yılı,karlı bir kış günü
Dünyaya boynuna kadar borçla gelen masum bir yavru daha
Statüsü ne olacaktı acaba?
Düşündüğünde kendini on beş yıl sonunda
Aristokrat da değil kara kutu kölesi de
Aslında statüler çok farklı,uçurumlar göz alabildiğine
Ortalarda bir statü hem de öyle orta ki Araf’tayım sanki
Günahlarımın yarısı sevaplarımın yarısına eşit
Celladımın son kararımı vermesini bekliyorum
Belki insaflıdır sandalyemi çekecek kara gözlü katil
Hüzünlüyüm,bir [...]

Araf