35826

Cumhurbaşkanlığı Seçimleri Üzerine

1938 • 16 Ağustos 2014

Türkiye bir seçimi daha ardında bıraktı ve Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Cumhuriyetinin 12. Cumhurbaşkanı oldu.

Gerçekleştirilen bu seçimde dikkati sonuçlardan çok katılım oranı çekti. %72 katılım oranıyla bu seçim, son 7 yılın en düşük katılımlı seçimi olarak tarihe geçti (1). Özellikle İhsanoğlu cephesi katılım oranının düşüklüğünden rahatsız. MHP lideri Bahçeli, “Sandığa gitmeyenleri de hesaba kattığımızda Erdoğan’ın bulanık durumu daha net anlaşılabilecektir. Zahmet edip oylarını kullanmış olsalardı, çok farklı bir seçim sonucu olacaktı (2)” sözlerini sarfetti. Gelgelelim, katılım oranı daha yüksek olduğundan sonuçların ne yöne değişeceği ile ilgili kesin bir bilgi yok. Seçim ikinci tura kalabileceği gibi, oylar aynı oranda dağılabilir, Tayyip Erdoğan oy oranını da arttırabilirdi. Sadece Tayyip Erdoğan’a oy vermeyeceklerin sandıklara gitmediğini düşünmek çok isabetli bir bakış açısı değil. Nitekim koşullar ne olursa olsun çatı aday stratejisinin tutmadığı, “çatının çöktüğü” düşünülüyor. Peki gerçekten öyle mi, öyleyse neden? Gelin, her adayın ayrı ayrı değerlendirmesini yapalım.

Erdoğan Cephesi                                                                                                                                                                                               Recep_Tayyip_Erdogan

Recep Tayyip Erdoğan, şüphesiz bu seçimin kazananı. 12 yıldır istikrarlı bir biçimde ilerliyor, hedeflerine ulaşıyor, kazanıyor.  Ancak bu seçimde aldığı oy oranı anketlerin genelinin altındaydı. Bu olguyu da katılım oranının düşüklüğüne bağlayanlar olsa da ben bu durumun “başkanlık fikrinin reddi” olarak okunmasını doğru buluyorum. Anketlerde beklendiği gibi %55-58 bandı yerine %51,65 oy alınması, halkın parlamenter demokrasi tercihini göstermekte. Yeni cumhurbaşkanımız da bu mesajı görür ve ona göre hareket ederse daha üretken ve huzurlu bir Türkiye hayal değil. Ancak başkanlık sistemi seçeneği zorlanırsa huzursuzluk ve çatışma kaçınılmaz gözüküyor.

Demirtaş Cephesi

selahattin-demirta-n-nurlu-yz-668428-E827-2638-1BA2Selahattin Demirtaş, birçok otorite tarafından bu seçimin “ikinci kazanan” ı olarak gösteriliyor. Hakikaten de Demirtaş, iki “muhafazakar” adaydan kalan boşluğu iyi doldurdu ve temsil ettiği Kürt hareketinin oylarını neredeyse iki katına çıkardı. Hümanist, kucaklayıcı, “sola bakan” vaatleriyle, 12 yılın otoriter tek adamı ve “vicdani ret” in ne olduğunu bilmeyen muhafazakar adayın yanında bu boşluğu doldurmak için çok zorlandığını sanmıyorum. Yine de “Kürt” ve “BDP’li” kimliklerini aşarak ulaştığı bu oy sayısı, konjonktürel olarak ulaşılması zor bir başarıdır.

Bu noktada üzerinde durulan esas mesele, “HDP’nin Batı Açılımı” meselesidir. Selahattin Demirtaş’ın aldığı oy oranına bakarak, “HDP’nin Batı açılımı tuttu.” çıkarımı yapmanın doğru olmadığını düşünüyorum. Zira Demirtaş bu seçimde parti başkanlığından daha farklı bir profil çizmiştir. Moda deyimle, parti başkanı Demirtaş bir ‘şahin’ken, Cumhurbaşkanı adayı Demirtaş “güvercin” görüntüsü çizmiştir. Daha doğrusu çizebilmiştir çünkü parti başkanı sorumluluklarını omuzlarından atarak sadece Demirtaş olarak halkın karşısına çıkma olanağı bulmuştur. Yoksa bu kadar herkesi kucaklayan, birleştirici bir kampanya yürüten bir adayın, Gezi eylemlerine “Hükümet darbesi arayışı” olarak bahsetmesi düşünülemez (3). Bu farkı göz ardı etsek dahi HDP, Demirtaş’ın şahsında yorumlanabilecek bir parti değildir, farklı dinamikleri vardır. Özellikle Kürt hareketini başından beri domine eden İmralı tutuklusu politik süper- ego, HDP’nin üzerinde de Demokles’in kılıcı gibi sallanmaya devam etmektedir. Bu politik egonun, kendisi dışında birinin hareket içinde bu kadar sempati kazanmasına olumlu yaklaşmayacağı düşüncesindeyim.

Bu sorunu aşmadan ne Demirtaş’ın, ne HDP’nin hümanist açılımlarla (özellikle batıda) samimi olarak halka inmesi ve karşılık bulması çok zor gibi görünüyor. Eğer bu egoyu aşmayı/dışlamayı başarabilirlerse, o zaman Demirtaş’ın bu kucaklayıcı, “sola bakan” vaatleri Batı’da serpilecek fırsatı ve ortamı bulabilir.

İhsanoğlu Cephesi

indir (2)

Ekmeleddin İhsanoğlu, şüphesiz bu seçimin en çok tartışılan adayı oldu. Muhalefetin iki büyük partisinin birleşerek ortak bir çatı aday çıkarması, toplumun her kesiminde farklı tepkilere yol açtı. Erdoğan’ın seçimi kazanması, Demirtaş’ın da içinden çıktığı hareketin potansiyelini aşan bir oy alması, İhsanoğlu’nun bu seçimin ‘kaybedeni’ ve muhalefet partilerinin çatı aday projesinin ‘başarısız bir proje’ olarak ilan edilmesine sebep oldu.

Çatı aday projesi, belirleyen partilerin içinde de çalkantılara sebep oldu. İhsanoğlu’nun muhafazakar geçmişi CHP tabanının bir kesiminde olumsuz bir etki yaratırken, MHP’den bir kesim ise CHP ile aynı çatı altına girmekten rahatsızlık duydu.

Oysa bu partilerin yıllardır iktidara ortak olamadan muhalefette kalışı, tabanlarında yeni bir arayış ve ‘iktidara karşı birleşerek hareket etme’ algısı yaratmıştı. Görülüyor ki, herkes bir birleşme hayal etmiş, ama bu birleşmeyi ortak bir ‘çatı’ altında değil ‘kendi çatısı’ altında hayal etmiş. Seçilen adayın ne kadar isabetli olduğu tartışılabilir elbette, ama aday kim olursa olsun bu iki partinin bir kesim oydan feragat etme pahasına gerçekleştirdiği bu birleşme takdiri hak ediyor. Kaldı ki İhsanoğlu, siyasete yakın fakat siyasetçi olmayan, uzlaştırmacı tavrı daha önce uluslar arası düzlemlerde ispatlanmış, devlet geleneğini bilen nazik bir adam. Aynı zamanda Erdoğan’ın “ya biz ya onlar” anlayışından, polemiklerinden de hazırcevaplık ve nüktedanlıkla sıyrılabilecek kadar zeki biri. Bana göre iki partinin de temel kriterlerini karşılayabilecek bir aday portresi çizdi. Buna rağmen iki partinin son yerel seçimde aldığı oy sayısından daha az oy aldığı görülüyor.

Bunun sebebi partilerin ve adayın kendisini yeteri kadar anlatamaması olabilir. Propaganda için kalan kısa sürede Erdoğan gibi güçlü bir hatip karşısında miting bile yapmak istemeden ağırbaşlı bir kampanya yürüten İhsanoğlu, seçmene kendini yeteri kadar tanıtamamış gözüküyor.

Yerel seçim sonuçlarına göre sonuçları değerlendirdiğimizde, İhsanoğlu’nun sandıktan birinci sırada çıktığı bölgelere baktığımızda, yerel seçimde CHP’nin kazandığı bölgeler, MHP’nin kazandığı bölgelerden daha önde gözüküyor. Bu sonuca bakarak, adayın hangi parti tabanında daha çok karşılık gördüğü, hangi parti örgütlerinin daha başarılı çalıştığı gözlemlenebilir.

MHP her ne kadar beklentinin altında kalmış bir görüntü çizse de, dışarıya yansıyan bir huzursuzluk yok. Zaten milliyetçi hareketin geleneğinden gelen “lidere sadakat” ilkesi, böyle taleplerin önüne geçiyor.

CHP’de ise sular bu kadar kolay durulacağa benzemiyor. İhsanoğlu, muhafazakar kimliğiyle parti içindeki bir kesim tarafından en başından beri benimsenmedi. Yerel seçim oylarının altında kalmak, bu kesim tarafından “hezimet” olarak yorumlandı ve ‘kurultay’ istekleri dillendirilmeye başlandı. Genel başkan Kılıçdaroğlu bu talepleri değerlendireceğini ve kurultayı toplayacağını açıkladı. Kurultay sonucunun ne olacağını hep birlikte göreceğiz.

Kılıçdaroğlu, yerel seçim sonrası hedefini çok açık biçimde ortaya koydu: “AKP seçmenine ulaşmak”. Bu hedef için çabalıyor, kendi tabanını küstürme riskine rağmen hamleler yapıyor. Yaptığı hamleler eleştirilebilir ancak kamuoyu ve rakipleri tarafından sıkça eleştiri konusu yapılan “elitist” görünümden kurtulmak için yeni bir şeyler yapıyor, denenmeyeni deniyor. Bu çabaya fırsat verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yapılan hamleler bugünden yarına sonuç verecek hamleler değildir fakat sonuca ulaştığında CHP’yi ulaşamadığı seçmene ulaştırabilir ve iktidarın kapısını açabilir. Kılıçdaroğlu öncesi çizgiye dönmek CHP gibi köklü bir parti için zor bir iş değildir, zor olan denenmeyeni deneyerek sonucunu bekleyebilmektir.

Sonuca bakacak olursak, iki partinin kurup 12 partinin daha desteklediği çatı, seçimi kazanamadı hatta geçmiş seçim oylarının altına düştü. Bu yenilgiden çıkarılması gereken dersler çok, ama muhalefet partilerinin tek cephede birleşebilmesi, bu birleşme için CHP gibi bir partinin muhafazakar adaya vize vermesi, seçmenin gözünde bazı tabuların yıkılmasına yardımcı olabilir.

Kaynaklar

1-      http://www.radikal.com.tr/politika/cumhurbaskanligi_seciminde_katilim_dibe_vurdu-1206046

2-      http://www.aktifhaber.com/bahceli-rusvet-onay-gordu-durustluk-kaybetti-1029542h.htm

3-      http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/selahattin-demirtas-gezi-ile-aramiza-mesafe-koyduk-haberi-77251

 

Kategori: GENELGÜNCELSİYASET
Etiketler:

İlgili Gönderiler