osman_ulagay

Türkiye Kime Kalacak?

1426 • 09 Temmuz 2012

AKP, kendine muhalefet edenleri oyundaki rakipleri olarak görmüyor. Onları aşağılamaya, gayri meşru göstermeye çalışıyor. Sanki bu oyunda şartlara uyan tek oyuncu var gibi düşünüyor ve o oyuncu her şeyi belirliyor. Bu çok endişe verici bir şey. Baştan beri AKP’ye ön yargılı bakan kesimin duruşu doğal ama başında bu açılıma bir şans veren ve bundan umutlu olan kesim bu noktada benimle benzer endişeleri paylaşıyor sanıyorum. Bir tek parti, tek adam rejimine doğru giderseniz, size karşı olan kesimi, ki bu Türkiye’nin yaklaşık yarısıdır, bu kadar dışlar ve aşağılarsanız bu oyun başka bir hal alıyor. Size muhalefet etme ihtimali olan herkesi dışladığınız zaman oyunun şekli değişiyor.(2)

Bu iddialı sözlerin sahibi, yıllarca Milliyet’teki köşesinde ekonomi yazıları yazmış saygın bir isim, Osman Ulagay. Başbakanın meşhur ‘’köşe yazarıma sahip çıkamıyorum diyemezsin’’ açıklamasından sonra, tepkisini belirttiği bir yazı ile köşesini terk etmiş ve bir kitap yazmaya başlamış, kitabın ismi ‘’Türkiye Kime Kalacak?’’ alt başlığı da ‘’Başbakanın yazdırdığı kitap’’.

Tabii ki kitap sayın başbakanın talimatı ile yazılmamış, yazar onun konuşmalarından, hamlelerinden hareketle bu kitabı yazmaya karar vermiş. Kitabın bence en önemli özelliği, iktidarı eleştirirken yaptıklarının da hakkını vermesi, böylece daha inandırıcı, daha gerçekçi şekilde fikri ifade etmesi. Toplumda mevcut iktidarla beraber ortaya çıkan ve giderek büyüyen bir kutuplaşma fark ediliyor. Bir kesim kesinlikle iktidarın doğru yaptığı şeyleri dikkate almıyor, görmezden geliyor, diğer bir kesim ise bunun tam zıttı, onlar da her yapılanı koşulsuz destekliyor, ‘iktidar ne yaparsa doğru yapar.’ görüşünde. Arada kalan, doğruları ve yanlışları bir arada görmeye çalışan kesim ise gün geçtikçe küçülen bir görüntü veriyor. İşte kitapta yazar olaylara bu küçülen kesimin gözünden bakmaya çalışmış, muhalif bir duruş sergilediğini saklamıyor, ama iktidarın iyi olduğu noktaları da görmemezlik, göstermemezlik etmiyor. Nitekim verdiği bir röportajda sarf ettiği bu sözler, bu iddiamızın doğruluğunu kanıtlar nitelikte;

… AKP döneminin Türkiye’nin potansiyelini ortaya çıkarttığı fikrindeyim. Türkiye’nin dünyadaki itibarı, durumu AKP öncesine göre değişmiş durumda; bugün çok daha ciddiye alınıyor. Ekonomik potansiyelini önemli ölçüde geliştirdi. Batı dünyasının her şeye hükmettiği bir dünyadan çok kutuplu bir dünyaya geçiş sürecinde Çin, Hindistan, Brezilya ve Türkiye gibi ülkelerin de söz sahibi olmaya başladığını göz önüne alırsak Türkiye’nin birçok farklı özelliği ile dünyada söz sahibi ülkelerden biri olabilme yolunda gittiğini söyleyebiliriz.(2)

Yukarıda bahsettiğimiz kutuplaşmanın iktidar karşıtı tarafından, eleştiri çok çıkıyor doğal olarak, ama bu kesim doğru yapılanların hakkını teslim etmeden devamlı ve sadece eleştirdiği için, eleştirilerin gerçekçiliği ve inandırıcılığı azalıyor. Osman Ulagay kitabında bu hataya düşmediği için eleştirisi çok daha gerçek ve inandırıcı bir hal almış.

Ekonomi ve politikadaki göz dolduran başarılarıyla ve değişen dünya konjonktürünün yardımıyla, AK Parti’nin Türkiye’ye büyük değer kattığını düşünüyor yazar. Fakat 10 yıldır iktidarda olmanın, iktidarı giderek otoriterleştirdiğini savunuyor ve ortaya çıkan kutuplaşmanın da etkisiyle, ülkedeki insan potansiyelinin büyük bir kısmından yararlanılamamasından, dolayısıyla ortaya çıkan atılım fırsatının değerlendirilememesinden endişe ediyor. Mevcut iktidar görevine devam ettiği takdirde de, olayların böyle gelişeceğini ve fırsatın kaçacağını düşünüyor.

Bu endişelerini gerekçeleriyle beraber gayet güzel açıklayan yazar, endişelerinin gerçekleşmemesi için ne gibi önlemler alınabileceğini, nasıl muhalefet edilmesi gerektiğini düşündüğünü de okuyucuya aktarmış. Fikirler neredeyse kitabın başından sonuna kadar, ‘hikaye’ kavramı üzerine inşa edilmiş. Hikaye kavramını ‘gelecek tahayyülü’ olarak yorumluyor yazar ve görüşü basit: Güçlü, iyi bir hikayen varsa kazanırsın, yoksa kaybedersin. Mevcut iktidarın güçlü bir hikayesinin olduğunu, bu nedenle kazandığını ve eğer muhalefet buna rakip bir hikaye üretemezse kazanmaya devam edeceğini vurguluyor. Bu hikayenin nasıl üretilebileceğini konu ediniyor kitap ve bu konuyu irdelerken, Ulusal Kurtuluş Savaşı ve Türk Ulusal Devriminin çok kuvvetli bir hikaye olduğu fakat gerçekleştiği zamanda kaldığı, eğer zamanımıza uygun yeni bir hikaye üretilemezse kısır döngü içerisine girileceği ve kaybetmekten kurtulanamayacağı gibi ezber bozan satırlara da sahip. Yani iktidarı eleştirirken aynı zamanda muhalefeti de eleştiriyor, çuvaldızı başkasına batırırken iğneyi de kendi tarafına batırmayı ihmal etmiyor. Kitabın bir diğer güzelliği de, bu iğneyi batırmaktan çekinmemesi olmuş.

Her iki tarafın da; yaptıklarını, yap(a)madıklarını, kendince yapması gerekenleri akıcı bir üslupla sıralayıp, yaşanacak sürece göre kitabın son bölümünde soruyor Osman Ulagay; ‘’Türkiye kime kalacak?’’

Başarılı bir Türkiye analizi ve yaratıcı bir muhalefet önerisi. Halkın eğilimleri ve Türkiye’deki siyasi konjonktür, yazarın kendi algı süzgecinden geçirilip başarılı bir şekilde okura sunulmuş ‘’Türkiye Kime Kalacak’’ ta. Siyaset yelpazesinin hangi tarafında olursanız olun, okumak size bir şeyler katacaktır.

KAYNAKÇA

1- TÜRKİYE KİME KALACAK; Osman Ulagay, 9. Baskı, Mayıs 2012, Doğan Egmont Yayıncılık ve Yapımcılık Tic. A.Ş.

2- http://haber.gazetevatan.com/Haber/443168/1/Gundem

Kategori: GÜNCELKÜLTÜR & SANATSİYASET
Etiketler:

İlgili Gönderiler