Demokrasilerde İktidar Sorunu

1701 • 11 Temmuz 2012


Güç yozlaştırma eğilimindedir, mutlak güç ise mutlaka yozlaştırır.*

Lord Acton

Teknoloji ve bilimin gelişmesiyle beraber tarım toplumundan endüstri toplumuna evrilen insanoğlu, uygulamalarında pek çok sorunla karşılaşsa da demokrasiyi çağdaş yönetim sistemi olarak belirledi. Günümüzde başta liberal demokrasi olmak üzere farklı demokrasi türleri dünyanın dört bir yanında kullanılmaya devam etmektedir. En basit ifadeyle “halk iktidarı” anlamına gelen demokrasi, pratikte ise pek çok sorunla karşılaşmıştır. Her hareketinin meşruluğuna inanan ve hiç kimseye karşı hesap verme ihtiyacı hissetmeyen bir iktidar kurumu ise halkların başına gelebilecek en kötü şeydir ve demokrasilerin gayrimeşru çocuğu olarak nitelendirilir çünkü başlangıçta demokratik yöntemlerle başa gelmiş ancak daha sonra kontrolden çıkmıştır. İrdelenmesi gereken şey ise otoriterleşme eğilimi gösteren iktidarın temel özellikleridir.

Otoriter sistemlerde, halk baskı halindedir ve muhalefetin sesini yükseltmesini sağlayan kanallar ise kapalıdır.(1)Halk, sesini iktidara ancak örgütlenerek duyurabilir. Otoriterleşmenin turnusolü ise tahammülsüzlüktür. Psikoloji, kudret ve iktidar tutkunlarını fikir ayrılığına alerjisi olan kişiler olarak resmeder.(2) Örgütlü ve bilinçlenmiş halk kitlelerine tahammül gösteremeyen ve onları toplum önünde değersizleştirme politikası güden iktidar kurumu otoriterleşme yolunda hızla ilerlemektedir.

İktidar, hukuku bu otoriterleşme sürecinde, bir meşrulaştırma aracı olarak kullanır. Evrensel hukuka aykırı olan yasaları mecliste onaylayarak demokrasi sınırları içinde hareket ettiğini sanır aslında bu durum onun pek de umurunda değildir; amaç bilinçsiz toplumun gözünü boyamaktır. Ünlü düşünür Mikhail Bakunin bu durumu “Hukuk, iktidarın fahişesidir” sözüyle açıklamaktadır. Ülkemizdeki uygulamalarına da bakacak olursak halkın büyük bir paydasının desteğini alan siyasal güç yargı içindeki kadrolaşmayı da kendi açısından meşru görmektedir. Daha önceleri Kanun Hükmünde Kararnameler ve Özel Yetkili Mahkemeler ile yargıya tecavüz eden iktidar son çıkan yasayla da Terörle Mücadele Mahkemeleri adı altında otoriterleşmenin de ötesine geçerek diktatörlüğe göz kırpmıştır. Bu gelişmeler ülkemizde hukuk devleti ilkesini yıkarak yerine polis devleti kavramını getirmiştir. Ancak, daha da kötüsü iktidarın mutlak güce döndüğü toplumlarda güvenliği polisler değil militanlar sağlar ve bu da çok daha fazla yeni hak ihlalinin önünün açılmasına neden olur.

İktidarın otoriterleşmeye başladığı toplumların bir diğer özelliği de güç sahibinin, vatandaşları maddi ve manevi yönden zayıflaştırma çabasıdır. Çünkü zayıf insan güce tapar. Dalloz’un da dediği gibi “Toplumlar cahil, kafalar gelişmemiş ise kanun çoğalır, insanlar her şeyi mevzuattan beklerler.”(3)

İktidarın mutlak güce yaklaştığı demokrasilerde göze çarpan bir diğer unsur ise güç sahibi kişinin saldırganlığıdır. Halkın kendisine verdiği yetkiyi adeta bir peygamberlik unvanı sanan ve kendini her şeye muktedir gören iktidar sahibi artık sadece muhaliflerin susmasını değil, kendi lehinde görüş bildirmelerini de talep eder. Çünkü otoriterleşen bu iktidar, görüş belirtmeyen her özel ve tüzel kişinin kendi için potansiyel bir muhalefet gücü olduğuna inanır. Onları iki kutup arasında seçim yapmaya zorlayarak adeta aba altından sopasını gösterir. Bu faşizmin örgütlü hale geçtiği durumdur. Ünlü Fransız filozofu Roland Barthes bu durumu “Faşizm konuşma yasağı değil söyleme mecburiyetidir” sözüyle gözler önüne sermiştir.

Bu karanlık ortamda sade vatandaşın yapması gereken ise demokrasinin iki temel sacayağı olan akıl ve bilimden şaşmamaktır. Hakkını her ortamda korkusuzca savunmak otoriterleşmenin panzehiridir. Ancak farklı fikirlerin ve görüşlerin olabildiği bir ortam otoriterleşmenin önüne set çekebilir. Tarih fikrini korkusuzca savunan bireyleri hiçbir zaman unutmayacak ve yeni nesillere aktaracaktır. Unutulmamalıdır ki fikirler yaşarlar göz ardı edilseler bile!

*”Power tends to corrupt, absolute power corrupts absolutely” aforizmasının tercümesi

KAYNAKÇA

1-http://www.usakgundem.com/ders-notu/18/siyaset-sosyolojisi-ba%C4%9Flam%C4%B1nda-39-%C4%B0ktidar-39-.html

2- Theodere Zeldin, İnsanlığın Mahrem Tarihi, 1994

3-Mağaradakiler,Cemil Meriç,1997

 

Kategori: SİYASETTEORİ
Etiketler:

İlgili Gönderiler