ahmet_umit_fikiragaci

Sultanı Öldürmek ve Ahmet Ümit polisiyesi

3076 • 16 Mayıs 2012

Ahmet Ümit, ilk romanı ”Sis ve Gece” yi yazdığında edebiyat dünyasını sarsan, o günden bu yana da ilgi gören bir yazar. Edebiyat piyasasında kalemiyle geçinen birkaç kişiden biri. Peki neden bu kişiler arasında Ahmet Ümit, gördüğü ilginin sebepleri nelerdir?

Kanımca bu sebeplerden biri; yerli polisiye roman eksikliğini iyi analiz etmiş ve hakkıyla doldurmuş olması. Türkiye’de polisiye yazarlığı pek ilgi görmese de, yerli polisiye romana ciddi bir talep olduğu, Ahmet Ümit’in eserlerinin gördüğü ilgiyle açığa çıktı. Bunun yanı sıra, bu eserler kesinlikle sadece polisiye değil. Polisiye kurgunun yanı sıra, Sis ve Gece‘de gördüğümüz gibi kuvvetli bir aşk hikayesi; Kar Kokusu‘nda gördüğümüz gibi ideolojik, konjonktürel saptama ve değişimler; Kukla‘da gördüğümüz gibi ülke yakın tarihine damga vurmuş olaylar, İstanbul Hatırası ve Bab-ı Esrar‘da gördüğümüz gibi yoğun tarihi ögeler ve son romanı Sultanı Öldürmek‘ te gördüğümüz gibi tarihin yanı sıra psikolojik derinlikler ana kurguya eşlik ediyor. Özellikle aşk ve tarih alanındaki kuvvetli alt kurgular, romanın talebini oldukça artırıyor. Bunların üstüne toplumun her kesimini temsil eden zengin çeşitlilikte yan karakterler de eklendiğinde; Ahmet Ümit polisiyesi, hak ettiği saygınlığı her yeni romanla biraz daha artırıyor.

Biri, sizi cinayet işlemekle suçladığında deliller bulur, tanıklar gösterir, bunun bir iftira olduğunu kanıtlamaya çalışırsınız, ama sizi itham eden kişi bizzat kendinizseniz, ne yaparsınız? (1)

Bu satırlarla başlıyor Ahmet Ümit’in yeni romanı Sultanı Öldürmek. Bu sözlerin sahibi, vazgeçmiş, kaybetmiş bir tarih profesörü; Müştak Serhazin. Şahane bir aşk harcanmış bir hayat demektir sözünü yaşantısıyla doğrulayan bir adam. Aynı zamanda bir psikojenik füg hastası, yani çok büyük mutluluklar veya üzüntülerle karşılaştığında, beyni o anları siliyor, o anlarda bilinçsiz bir şekilde hareket ediyor ve ne yaptığını hatırlamıyor.

Perde bu bedbaht tarihçinin uğruna hayatını harcadığı aşkıyla ve onun boynuna saplanmış, sapında gümüşten bir Fatih tuğrası Ahmet_Ümit-Sultanı_Öldürmek_fikiragacibulunan bir mektup açacağıyla açılıyor. Bu mektup açacağı kahramanımızın hediyesi, yıllar önce aynısından iki tane almış; biri kendine, biri aşkına.

Fail-i meçhul bir cinayet. Fatih Sultan Mehmed’i ve Osmanlıda baba katlini araştıran bir tarihçinin şüpheli ölümü. Hayatını aşkı için harcamış, öfkeli, çaresiz bir adam. Psikojenik füg. Tarih geçmişte yaşananlar mıdır yoksa tarihçilerin anlattıkları mı sorusu. İki karanın ve iki denizin hakimi Fatih Sultan Mehmed, babası II. Murad, şehzadeleri Cem sultan, II. Bayezid, Kardeş Katli Fermanı, Çandarlı Halil, Zağanos Paşa, Şahabeddin Paşa, Molla Gürani, İmparator Konstantin, Grandük Notaras, Giustaniani, Dostoyevski, Baba Katilliği, Tolstoy, Kroyçer Sonat, Freud ve diğerleri. Vazgeçmiş bir tarihçi ve asla vazgeçmeyecek bir aşığın psikolojik rahatsız iç hesaplaşmaları.

Sultanı Öldürmek, tarihi ve psikolojik derinliğiyle alıp götüren, gizemli, kalitesiyle takipçilerini şaşırtmamış, gelecek roman için beklenti çıtasını yükseltmiş bir Ahmet Ümit romanı. Lafın sonunda küçük de bir eleştiri yapalım, kitabın bir bölümünde İstanbul’un fethi karakterlerin ağzından ayrıntılı bir biçimde anlatılıyor, bu süreci bilen biri için biraz sıkıcı olabilir, zira bir yandan fethi anlatırken bir yandan tempoyu düşürmemek elde değil. Ama sağlam bir araştırmayla hazırlanmış bu anlatım okuyucusuna mutlaka bir şeyler katacaktır. Genel olarak romanı değersizleştiren değil aksine değerini artıran bir bölüm. Nithekim, Sultanı Öldürmek, kendisine harcanan zamana kesinlikle hak eden, değerli bir polisiye, edinin, okuyun.

KAYNAKÇA

1) SULTANI ÖLDÜRMEK; AHMET ÜMİT; ROMAN, EVEREST YAYINLARI, NİSAN 2012

 

Kategori: GÜNCELKÜLTÜR & SANAT
Etiketler:

İlgili Gönderiler