Eğitim -Deneme Yanılma- Sistemi

1564 • 23 Mart 2012

Eğitimde yeni bir dönem başlıyor. Şuan ki sistemdeki hatalar birdenbire göze çarpmış olacak ki ani bir değişikliğe gidildi. Gece yarısı kanun teklifiyle meclise gelen kanun tasarısı, aynı hızla yeterince tartışılmadan onaylandı.Bu kadar önemli bir konuda köklü bir değişim gerçekleştirmek için bu derece aceleci  olmak ne kadar doğrudur ? Bu acele sırasında gözden kaçırılan, yeterince üzerinde düşünülmeyen ayrıntıların neden olabileceği sonuçlar düşünülmüş müdür ? Mustafa Kemal , “Yaptıkları işin doğruluğuna inanan insanlar, çalışmalarının denetlenmesinden, karşı fikirler ortaya atılmasından ve tercihleri üzerinde münakaşa yapmaktan zevk alırlar.”  demiştir. Eğer tüm bu düzenlemelerin doğruluğuna inanılıyorsa bu acele neden ? Eğer yanlışlar ya da eksik yönler varsa neden konuşulup, eğitim konusunda bilgi sahibi olan uzmanlara danışılıp en doğru yöntem belirlenmeden böyle önemli bir konuda bu derece köklü değişiklikler yapılıyor?

Yeni bir eğitim politikası belirlenmek isteniyor. Amaç çağın gereklerine daha uygun bir eğitim sisteminin düzenlenmesi. Bu düzenlemelerin doğruluğunu , gerekliliğini anlatmak için örnek olarak önümüzde bu sistemi uygulayan gelişmiş ülkelerin eğitim sistemleri olduğu söyleniyor. Gelişmiş ülkelerde kesintili eğitim uygulandığından bu sisteme geçilmesi doğru bulunuyor .(1) Ancak sanırım önümüzdeki örnekler yeterince iyi incelenmiyor .Norveç , ABD ,İngiltere gibi ülkelerin eğitim sistemlerine baktığımızda kademelenmenin olduğunu görüyoruz. Ancak  Türkiye’de uygulanmak istenen sistemden farklı bir şekilde. Türkiye’de temel eğitimin ilk 4 yılından sonraki kısımda mesleki eğitime başlanılması isteniyor. Bu uygulamayla farklı müfredatlar uygulanan okullarda farklı şekillerdeki eğitim anlayışları uygulanacak. Ancak eğitim sistemlerinden örnek olarak bahsettiğimiz Norveç, ABD ve İngiltere’deki kademeli sistemde müfredat farklılıkları yok. Mesleki eğitime iste ortaöğretimden sonra başlanmaktadır. Eğitim sistemini değiştirmek için diğer ülkelerin eğitim sistemlerinden örnek vereceksek sadece tek bir yönden değil geniş kapsamlı bir inceleme yapmalıyız. Ayrıca kabul edilmesi istenen sisteme uygun ülkeleri seçerek biz de onlar gibi yapmalıyız demek yerine, gerçekten eğitim alanında en önde gelen Finlandiya ,Danimarka gibi ülkeleri örnek alırsak daha doğru olacaktır.(2)

Osmanlı Devleti zamanında 1824 yılında çıkarılan fermanla II.Mahmut döneminde eğitim zorunlu hale getirilmiştir. Eğitimin önemi anlaşılmıştır ancak kararları uygulamak, kararlar almaktan daha zor olduğundan bu kararın da uygulama kısmı pek başarılı olamamıştır .Daha sonradan eğitim alanında yapılmak istenen yeniliklerde eski uygulamalara da son verilmemesi sorunlara yol açmıştır. Cumhuriyet Dönemi’nde Öğretim Birliği Kanunu’yla ortadan kaldırılması amaçlanan, farklı içeriğe sahip eğitim programları, ilköğretimin iki kademeye ayrılmasıyla uygulanacak farklı müfredatlar nedeniyle yeniden sorun haline gelebilir mi ?

Mesleki eğitim daha erken başlamalıdır, çocukların ilgi alanları ve becerileri böylece tespit edilmelidir deniyor .Bu nedenle ilk 4 yıllık temel eğitimden sonra 2.aşamada öğrencilerin hangi şekilde eğitimlerini sürdüreceklerine karar verilmeleri isteniyor. Üniversiteye girişte bile yapılan tercihlerde bireyler hata yapabilirken 4.sınıf öğrencisinin hayatını doğru yönlendirmesini mi bekliyoruz ? Yoksa ailelerin kendi istekleri doğrultusunda öğrencilerin hayatlarını yönlendirmelerini mi istiyoruz ?Bu yaş grubundaki öğrencilerle ilgili doğru tespitlerde bulunup yönlendirme yapacak rehberlik ve psikolojik danışmanlık uzmanlarının fikirlerinin alınması öğrenciler için daha faydalı olmaz mı ? Çocukların becerilerinin farkına varılması amaçlanıyorsa ilk önce neden ilkokula başlama yaşı beşe indirilmelidir gibi bir teklifte bulunularak okul öncesi eğitim kısıtlanmak istendi ? Çocukların bu gelişim döneminde anaokulundaki pedagoji  eğitimi almış öğretmenleri tarafından gözlemlenmesi ve ailelerine bilgi verilmesi, yeteneklerinin farkına varma açısından çok daha yararlı olacaktır.Okul öncesi eğitim, ilköğretime başlamadan önce, çocukların ilgi alanlarını belirleyip, yetenekleri ve zekalarını daha verimli bir şekilde geliştirmek; özgüvenli, saygılı, uyumlu bireyler yetiştirmek için çok önemli bir aşama olarak görülmelidir.

İlköğretimin ilk kademesinden sonra öğrencilerin evde de eğitim alabilmeleri önerildi. Ancak özellikle kız çocuklarının eğitimden uzaklaşacağı konusundaki tepkilerden sonra evde eğitim fikri ilköğretimin 2.kademesinin bitiminden sonraya ertelendi. Hepimiz lisede pek çok bilgi öğrendik. Ama hiçbirimiz liseye sadece bu bilgileri öğrenebilmek için gitmedik. Ortaöğretim dönemi bireylerin gelişiminde önemli rol oynar. Ders aldığımız öğretmenler ve aynı sınıfı paylaşan öğrenciler birbirleriyle etkileşim halindedir. Bireyin çevresine karşı duyarlı olabilmesi adına bu  etkileşim çok önemlidir. Aynı sınıfın içinde aynı bilgiler ve değerler aktarılırken öğrencilerin birbirleriyle yapacağı fikir alışverişi gelişimleri açısından oldukça önemlidir. Evde eğitim, bireyleri bilgi sahibi yapsa da çevresiyle iletişimi kopuk bireyler yetişmesine neden olacaktır.

Önceki yazımda Üniversite ve Toplum Dergisi’nden yaptığım alıntıda “Bir ulusun eğitim felsefesi,temelde,onun geleceğe yönelik ‘nasıl bir insan yetiştirmeliyiz’ sorusuna yanıt veren bir kurguyu içerir” cümlesi yer almaktaydı. Şimdi yapılan bu değişikliklerden sonra sormak istiyorum. Günümüzde bireyler birbirlerinden ve çevrelerinden kopup gitgide daha duyarsız ve kendi hallerinde bir yaşam sürer hale gelirken, eğitim sistemiyle bu durumdan gençleri korumamız gerekmez mi?  Gençlerin çevreleriyle iletişim halinde duyarlı bireyler olmalarını sağlamak değil midir eğitimin amaçlarından biri ? Peki farklı müfredatlar uygulandığında temel eğitimde bile farklılıklar yaratarak nasıl bireyler yetiştirmek istiyoruz ? Temel eğitimin ortak yapılması daha doğrudur. Çünkü daha önce de belirttiğim gibi amaç sadece öğrencilerin bilgi edinmelerini sağlamak değildir aynı zamanda onları ortak değerler etrafında birleştirmek bütünlüğü sağlamaktır.

Eğitim sistemindeki sorunları gidermek için sistemi baştan düzenlemek değil sorunların çözümleri üzerinde çalışmak daha kolay olacaktır. En azından uygulanmakta olan bir sistemin yerine netleşmemiş, aksaklıkları olan, toplumda tedirginlik yaratan bir sistemin getirilmesinin çıkaracağı sorunlardan daha kolay çözümler bulunabileceğini söylebiliriz.Eğitim sistemindeki düzenlemeler için diğer gelişmiş ülkeleri örnek alabiliriz. Hangi ülkeyi örnek alırsak alalım kendi ülkemizdeki değer yargıları, yaşam şartlarıyla uyumlu şekilde kendimize, toplum yapımıza uyarlamazsak bunun bize bir yararı olmayacaktır. Örnek almaya çalıştığımız sistemi uygulandığı ülkenin şartları içinde değerlendirmeliyiz.

KAYNAKÇA:

1-T.C. Milli Eğitim Bakanlığı Tefriş Kurulu Başkanlığı- Avrupa Birliği Ülkelerinde Eğitim Denetimi( http://rdb.meb.gov.tr/yayinlar/AB%20egitim.pdf )

2-Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı-Gelişmiş Ülkelerde Kademeli Eğitim Var Mı?( http://www.tepav.org.tr/upload/files/1330340023-9.Gelismis_Ulkelerde_Kademeli_Egitim_Var_mi.pdf )

 

 


Kategori: GÜNCELİNSAN HAKLARISİYASETTEORİ
Etiketler:

İlgili Gönderiler